B-Rk - Zor

Nev'in Zor isimli şarkısını çoğunuz gibi ben de çok severim. Yanlış hatırlamıyorsam bundan bir kaç ay önce bunalım dolu bir ruh hali içerisindeyken çalıp söyleyip kayıt etmiştim. Neden bu kadar zaman sonra, saçma sapan bir resim koyaraktan, video hazırlayıp sizlerle paylaşıyorum en ufak bir fikrim yok.. Maksat muhabbet olsun gülelim, eğlenelim, dinleyelim, hüzünlenelim falan yapalım bir şeyler.

C# Short Path

Herkese merhaba.. Aslında yazıya nasıl başlayacağıma dair bile en ufak fikrim yok :D Ne zaman, nerede, nasıl karşınıza çıkar, niye ihtiyaç duyarsınız bilemiyorum.. Geliştirdiğim bir projede, kullandığım kütüphaneye gönderdiğim dosya yollarında, Türkçe karakter bulunmaması gerekiyordu ve bana o zaman lazım oldu (: En basit haliyle sizlere dosya yolunun kısa halini nasıl alabileceğinizi anlatacağım..

Değişik Haller

Bir iki haftadır fena halde yazasım var fakat bir türlü zaman ayırıp + kafamı toparlayıp yazamıyorum. Son zamanlarda hayat benim için pek bir hızlı geçiyor.
İş güç yoğunluğu ve koşturmacasına ek olarak ailevi meseleler, Sivas - Tokat, Tokat - Ankara - Kalkan, Kalkan - Tokat yolculukları bu yolculuklar sırasında yaşananlar, sonrasında yaşananlar falan filan derken her ne kadar hayatın bir akış olduğunu düşünen ve o şekilde yaşayan bir insan olsam da içten içe kafam dolu oluyor :) ha tabi 1 haftadır yogasız kaldım o da olumsuz etkiliyor beni :) Yarından itibaren hızlıca rutinlerime döneceğim bununla beraber duygusal ve düşünsel durumlarım da dizginlenip dinginleşmeye başlayacak. 

Yaşanan her şeyler beraber insan duygusallaşıyor sanırım normalde baskılanan şeyler açığa çıkıyor. İstekler, özlemler, kırgınlıklar, boş vermişlikler, anılar, hatıralar(evet ikisi aynı şey ama yazasım geldi) v.s. v.s. kısacası bütün insani duygular hepsi birden gelince insan ne düşünmesi ve hissetmesi gerektiğini de bilemiyor esasen. Her şeye rağmen pozitif bir sürü çıkarımda da bulunabilmem güzel şey tabi. En büyük isteklerimden birinin nasıl gerçekleşeceğine dair bir fikrim oldu artık :) Genelde bir şeyi sadece isterim, nasıl olabileceğine dair bir fikrim olmaz, olabilme ihtimali olup olmamasının da bir önemi yoktur, sadece isterim düşünmeden. Sonra bir şekilde ihtimaller karşıma çıktıkça da her seferinde şaşırıyorum. Devamını okumak linki şeyettirin smile

Elektrik Sorunsalı

Çedaş'ın çalışma hayatımla bir alıp veremediği varmış gibi gelmeye başlıyor artık. 

Dikkat ediyorum ne zaman enerjik uyanıp dikkatimin dağılmasına izin vermeden çalışmaya başlasam elektrikler kesiliyor.(Sabah 5-5.30gibi uyanmaya başladığımdan beri hep enerjiğim aslında ama dikkat dağılmadan çalışma kısmı bazen olmuyor) 

Sonuç olarak yine elektrikler gitti ve boş boş oturuyorum. İşler güçler beni bekler, saygılar çedaş...

Telefon Sevmiyor Olmak

Yakınımdakiler zaten bilirler, telefonla konuşmayı sevmeyen hatta telefon kullanmak istemeyen bir insanım (iş hayatı falan derken mecbur kullanmak zorunda kalıyorum tabi). Telefon kullanmayı sevmeyişimden ötürü bir çok şeye bakış açım da farklıydı. Herkes her aradığı zaman ben telefonun başında durup açmak zorundaymışım gibi bir beklenti çok saçma geliyordu bana. Veya ulaşılamadığım durumlarda niye telefona bakmadın? Ne yapıyordun? Neden? Nasıl? Ne? Nerede? Ne zaman? Kiminle? Türünden çıldırmış sorularla karşılaşmak çok saçma geliyordu bana (: ama yaşadığımız toplumun geneline göre böyle olmadığı için "cins" yaftasını ben yiyorum doğal olarak smile gerçi bundan gocunmuyorum da.. Etrafımdakiler "cins" diyip böyle kabul edebiliyorlar beni. Konu tabi nasıl buraya geldi (: Tam yatacaktım ki Ahmed Hulusi'nin retweet ettiği "Modern Dünya Beyniniz İçin Neden İyi Değil.." başlıklı yazıyı gördüm ve okumaya başladım, çok da hoşuma gitti yazı. Genel itibariyle çok güzel bir yazı fakat özellikle yazıda kendimi bulduğum bir bölümü paylaşmak istedim, kendimi buldum ve iyi bari aslında toplum cinsleşmiş ben cins değilmişim diyebildiğim bir bölüm smile

Eski günlerde, telefon çaldığında, biz meşgulsek ya cevap vermezdik ya da telefonun sesini kapardık. Tüm telefonlar duvara monteli olduğu için de, her zaman aradığımız kişiye ulaşabileceğimiz gibi bir beklentiye sahip olmazdık. (belki o kişi yürüyüşe çıkmış olabilirdi ya da başka yerde olabilirdi.) Dolayısıyla eğer bir kişi size ulaşamazsa, ya da siz ulaşılıyor olmak istemediğinizde, bu normal kabul edilirdi. Şimdi ise, daha çok insanın tuvaletten çok cep telefonu var. Bu da şöyle bir şey yarattı;sizin için uygun olduğu bir zamanda siz, onun için uygun olup olmadığının önemi olmadan istediğiniz kişiye ulaşabilmelisiniz! Bu beklenti, öylesine yerleşmiş ki, toplantıda olan bir kişi telefon çaldığında açıp: “Özür dilerim,şu anda konuşamayacağım, toplantıdayım” şeklinde cevap vermek rutin hale gelmiş. Sadece 10 ya da 20 yıl önce, aynı kişiler, toplantıdayken sabit hatlı telefonları çaldığında onları cevapsız bırakmaktaydı ki bu, ulaşabilirliğin beklentisi açısından günümüze göre çok farklı bir tavır.